Bireyin geçmişte hukuka uygun olarak yayılmış ve doğru nitelikteki bilgilerinin zamanın geçmesine bağlı olarak erişimden kaldırılmasını ya da gündeme getirilmemesini talep edebilmesi şeklinde tanımlanan unutulma hakkı, kısaca bireylerin itibarlarını kötü etkileyecek haber, yorum ve içeriklerin saklanmasının durdurulması ve üçüncü kişiler tarafından erişilmesinin azaltması veya engellenmesi taleplerini ifade etmektedir. Bu çerçevede 2021 yılında Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından hazırlanan “Unutulma Hakkı (Unutulma Hakkının Arama Motorları Özelinde Değerlendirilmesi)” rehberi ile unutulma hakkının uluslararası ve ulusal hukukta gelişimi, ilgili kişilerin hak arama yöntemlerine ilişkin olarak birtakım bilgiler verilmiştir.

Gerek ulusal mevzuatımızda gerekse de uluslararası hukukta yakın geçmişe kadar unutulma hakkına yönelik doğrudan bir düzenleme bulunmamakla birlikte bu konu daha çok “özel hayata saygı”, “özel hayatın gizliliği”, “şöhret ve itibarın korunması” ve “kişisel verilerin korunması” gibi bazı haklar çerçevesinde ele alınmıştır. Unutulma hakkına yönelik talebin yargı mercileri önüne taşındığı ilk ve en önemli yargı kararı, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) 13/05/2014 tarihinde karara bağladığı, İspanyol Veri Koruma Otoritesi ile Mario Costeja Gonzalez’in; La Vanguardia Ediciones SL, Google ve Google İspanya ile karşı karşıya geldiği dava sonucunda alınmış olup kararda özetle; arama motorunda yapılan aramada çıkan sonuçlar “geçersiz, eksik, tamamen ilgisiz veya sonradan ilgisiz hale gelmiş” ise arama motorları tarafından internet ortamına yüklenme amacını aşan söz konusu kişisel verilerin ve buna ilişkin sonuç listesinde yer alan bilgilerin silinmesi gerektiği ifade edilmiştir. Avrupa Birliği düzenlemeleri bakımından ise Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Bu Tür Verilerin Serbest Dolaşımına Dair Bireylerin Korunması Hakkındaki 95/46/EC sayılı Avrupa Birliği Direktifi’nde (Direktif) meşru amaçlarla uyumsuz bir biçimde depolanan veya eksik /yanlış olan verilerin engellenmesi veya silinmesi talebi ilgili kişiye tanınmakla birlikte düzenlemede “Unutulma Hakkı” ile ilgili doğrudan bir hüküm bulunmamaktadır.

Direktifi ilga ederek 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün “Silme hakkı (Unutulma Hakkı)” başlıklı 17’nci maddesinde de unutulma hakkı ayrıca tanımlanmamakta olup bu konu “silme” yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir. Buna göre hakkın kullanımı bakımından veri işleme şartlarının ortadan kalkmış olması gerektiği durumuna atıfta bulunularak unutulma hakkının istisnalarına (yasal yükümlülük, kamu yararına gerçekleştirilen bir görevin yerine getirilmesi, halk sağlığı alanındaki kamu yararı, kamu yararına arşivleme, bilimsel veya tarihi araştırma amaçları, istatistiki amaçlar, yasal iddialarda bulunulması, bu iddiaların uygulanması veya savunulması) yer verilmiştir.

Ülkemizde unutulma hakkı başlığı altında, kavramsal olarak bu hakka yer verilen hukuki bir düzenleme bulunmamakla birlikte Anayasa, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun), 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun unutulma hakkının tesisine yönelik çeşitli araçlar barındırmaktadır. Ayrıca, unutulma hakkı yargı kararlarına da konu olmaktadır.

Kanun’un kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği 4’üncü maddesi, kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesinin düzenlendiği 7’nci maddesi ve kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkının da yer aldığı ilgili kişinin haklarının düzenlendiği 11’inci maddesi unutulma hakkının yerine getirilmesine ilişkin araçlara dayanak teşkil etmekte olup Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 8’inci maddesinde de konu ile ilgili düzenlemelere yer verilmektedir. Anılan düzenlemeler vasıtasıyla, iç hukukumuz açısından söz konusu hakkın tesisi mümkün olduğundan, unutulma hakkının ayrı bir hak olarak tanımlanmasına gerek olmaksızın ilgili kişilerin bu hakka yönelik taleplerinin yerine getirilebileceği ve söz konusu hükümler aracılığıyla Kanunla hedeflenen amacın gerçekleşmesine katkı sağlanabileceği değerlendirilmiştir.

Bunların yanı sıra günümüzde arama motorlarının kişisel veriler üzerindeki kontrol gücü dikkate alındığında, unutulma hakkının kullanımına ilişkin talepler açısından, arama motorlarının Kanun karşısındaki durumu ve bu kapsamda ilgili kişinin adı ve soyadı arama motoruna yazıldığında ortaya çıkan sonuçlarda yer alan bağlantıları kaldırmakla yükümlü olup olmadığı hususlarında ilgili kişilerin haklarını nasıl kullanacaklarına ilişkin usul ve esaslarının belirlenmesine gerek duyulmuştur.

Bu çerçevede Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 23/06/2020 tarihli ve 2020/481 sayılı Kararında belirtilen kişilerin ad ve soyadı ile arama motorları üzerinden yapılan aramalarda çıkan sonuçların indeksten çıkarılmasına ilişkin değerlendirmede dikkate alınacak ve her somut olay üzerinde incelenecek kriterlere anılan Kararın ekinde yer verilmiştir. Bu kriterler;

» İlgili kişinin kamusal yaşamda önemli bir rol oynaması 

» Arama sonuçlarının öznesinin çocuk olması

» Bilginin içeriğinin doğruluğu

» Bilginin kişinin çalışma hayatı ile ilgisi

» Bilginin ilgili kişi hakkında hakaret, onur kırıcı, iftira niteliğine sahip olması

» Bilginin özel nitelikli kişisel veri niteliği taşıması

» Bilginin güncelliği

» Bilginin kişi hakkında önyargıya sebep olması

» Bilginin kişi açısından risk doğurması

» Bilginin kişinin kendisi tarafından yayımlanma durumu

» İçeriğin gazetecilik faaliyeti kapsamında işlenen verileri kapsaması

» Bilgilerin yayınlanmasında yasal zorunluluk olması

Kişisel Verilerin Korunmasıyla İlgili Seçilmiş Güncel Gelişmeler 28 Kişisel Verilerin Korunmasıyla İlgili Seçilmiş Güncel Gelişmeler 28

» Bilginin ceza gerektiren bir suçla ilgili olması şeklinde belirlenmiştir.

Kaynak: KVKK Bülten’in Temmuz-Eylül 2023 Sayısı

Editör: Elif Kosedag