Kişisel verilerin gizliliğinin ihlal edilmesi ya da hukuka aykırı şekilde işlenmesi gibi durumlarda uğradığı zararların tazmini için tazminat talep edebileceği Kişisel Verileri Koruma Kanunu`nda (KVKK) düzenlenmiştir. KVKK`nın 14`üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası, “Kişilik hakları ihlal edilenlerin, genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır.” şeklindedir.

Hukuka aykırı olarak kişisel verilerinin işlenmesi nedeniyle kişilik hakkı ihlal edilen ilgili kişi, koruyucu davalardan bağımsız olarak, ortaya çıkan zararının giderilmesi amacıyla tazminat talebinden bulunabilir. Maddi tazminat davası, kişilik değerlerine yönelik haksız bir saldırı neticesinde kişinin mal varlığında bir azalma veya gerçekleşmesi muhtemel bir artışın engellenmesi şeklinde ortaya çıkan maddi zararın tazmini için açılan davadır. Kişilik değerlerine yönelik haksız saldırı hâlinde maddi tazminat talebinde bulunulabilmesi için, hukuka aykırı bir fiille, kusurlu olarak kişilik hakkı ihlalinin gerçekleşmiş olması, bundan bir maddi zararın ortaya çıkması ve saldırıyla zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Maddi tazminat davasında hâkim, maddi tazminat miktarının tespitine yönelik takdir hakkını kullanırken tamamen serbest olmayıp hakkaniyete uygun bir miktar belirlemek zorundadır. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 50/II. maddesi uyarınca, maddi tazminatın belirlenmesi için uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

Kişilik değerleri saldırıya uğrayan kimse ayırt etme gücüne sahipse ortaya çıkan maddi zararın tazmini davasını kendisi; ayırt etme gücüne sahip değilse yasal temsilcisi açabilir. Maddi tazminat talebi üçüncü kişilere devredilebilir ya da mirasçılara intikal edebilir.

Maddi tazminat davası, saldırıya son verilmesi, hukuka aykırılığın tespiti, manevi tazminat ve elde edilen kazancın iadesi davalarıyla birlikte açılabilir. Henüz zarar ortaya çıkmadığından saldırının önlenmesi davasıyla birlikte açılması olanaklı değildir. Manevi tazminat, kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırı sonucunda ortaya manevi zararın giderilmesi amacını taşır. Manevi tazminat TMK’nin 25/ III. ve TBK’nın 58. maddesinde öngörülmüş ve şartları düzenlenmiştir. Buna göre, manevi tazminat talebinde bulunulabilmesi için kişilik değerlerine yönelik hukuka aykırı bir saldırının, manevi zararın ve zarar ile saldırı fiili arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Manevi tazminatta çoğunlukla zarar görene bir miktar para ödenmesi yoluyla manevi zararın giderileceği fikri hâkim olmakla birlikte, para ödenmesi yerine manevi zararı gidermek üzere başka imkânların söz konusu olup olmayacağı değerlendirilmelidir. Kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat talebinin düzenlendiği TBK’nın 58. maddesinde de manevi tazminat olarak esas itibariyle bir miktar para ödenmesine hükmedilmesi öngörülmüş olmakla birlikte, parayla tazmin yerine diğer bir giderim şekline karar verilmesine de imkân tanınmıştır. İlgili düzenlemede para yerine ya da para ile birlikte başka bir giderim yoluna karar verme hâkimin takdirine bırakılmıştır. Başka bir ifadeyle, davacı manevi tazminat olarak sadece bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Para ödenmesi dışında bir yolla manevi zararın giderilmesine hükmetme yetkisi hâkimin takdirine bırakılmıştır.65 Manevi tazminat olarak bir miktar para ödenmesine hükmedilmişse hâkim somut olaydaki bütün unsurları dikkate alarak ödenecek para miktarını takdir edecektir. Hâkimin takdir edeceği miktar, mağdur için manevi zararı özenir hâle getirecek yükseklikte olmamalıdır.

Hâkim davacının talebiyle bağlı olduğundan, davacının talep ettiği miktardan daha fazlasına hükmedemez. Ancak somut olaydaki hâl ve şartları dikkate alarak davacının talep ettiğinden daha az miktarda bir tazminata karar vermesi mümkündür. Manevi tazminat davasını, kişilik değerlerine yapılan haksız saldırı sebebiyle manevi zarar gören kişi açabilir. Manevi zararı ortaya çıkan kişi ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlı ise davayı yasal temsilcisinin iznine ihtiyaç olmaksızın kendisi açabilir. Kişi manevi zarara uğradıktan sonra ayırt etme gücünü kaybetmiş ise, bu defa onun adına yasal temsilcisinin manevi tazminat davası açabileceği kabul edilmektedir. Bir fiil birden çok kişinin kişilik hakkına doğrudan saldırı niteliği taşıyorsa bu şahıslardan her biri, uğradığı manevi zararın tazminini talep edebilecektir. Tazminat taleplerinin tabi olduğu zaman aşımı süresi, TBK’nın 72. maddesiyle düzenlenmiştir. Buna göre, tazminat talebi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar. Kişilik hakkını ihlal eden fiilin aynı zamanda suç teşkil etmesi ve bu suçun takibine ilişkin olarak ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresinin öngörülmesi hâlinde bu süre dikkate alınır. Kişisel verilerin ihlali bakımından maddi ve manevi tazminat talebinin yasal dayanağını, TMK’nin 25. maddesinin yanı sıra Kanun’un 11/ğ maddesi oluşturmaktadır. Anılan hükme göre, ilgili kişi kişisel verilerin işlenmesi sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini talep edebilir. 

Verilen Açık Rıza Geri Alınabilir Mi? Verilen Açık Rıza Geri Alınabilir Mi?

Kaynak: Kişisel Verilerin Korunmasına Akademik Bakış

Editör: Elif Kosedag